Kadın:Seni düşünmek güzel şey.
Erkek:Evet, tıpkı seni düşünmek gibi.Oysa kızarlar düşünmüyoruz diye üniversite hocalarımız
Oysa kızarlar düşünmüyoruz diye üniversite hocalarımız.Oysa bakın ne kadar da çok düşünüyoruz.Sen hala hiç bir zaman işimize yaramayacak bilgileri öğretmeye devam et.Ve bizi rahat bırak.
Oysa sen, üniversitenin koridorlarında havalı havalı yürürken, biz dünyada en güzel şeyi yani sevmeyi öğreniyorduk.Biz sınıfta kendimize kaçamak bakışlar atarken, sen saçma sapan ideolojini yüklüyordun.Biliyor musun, sen bana sadece küçük bir kağıt patçasına ulaşmayı öğretiyorsun hayatı değil.
Laf yine gelip dolaşıyor, üniversite hocalarımıza dönüyor.Bi sevemedim gitti sizi.
Arkadaş:Cemali bugün ne oldu biliyor musun?
Ben:Hayır.
Arkadaş:Üniversite hocam bana ismimle hitap etti.
Ben:!
Üniversite kantininden atılırken iki tane üniversiteli çocuk okutan Mahmut Ağabey de tıpkı benim gibi düşünüyor.Oysa biraz samimi olamazlar mı üniversite hocaları.En azından deneyin be hocam.
Lütfen...
21 Haziran 2007 Perşembe
10 Haziran 2007 Pazar
Sevmiştim Bir Zamanlar

Uzun oldu seni yazmayalı ve yaşamayalı.Aslında bırakmıştım aşkı yazmayı.Sen bir aşktın, ben ise aşktan yoksun biri.
Aradan yıllar geçti.Anlık bir salaklık anında yırttım mektuplarını.Seni çok dilendim ve seni çok sevdimŞimdi sadece arabesk şarkılarda kaldın.
Hayat kısa ve zaman ise sanki acelesi varmış gibi hızlı hızlı akmakta.Sanmıyorum bir daha göremem seni.
Aşk bir hece, sen sonsuzluğa uzanan yoldun.Satırlar kısalıyor.Çünkü yoksun.Gözlerinin rengini unuttum cennete düşen ilk damla.Şarkılarımda ve satırlarımdasın.
Şimdi seni sevmek bana yakışmaz biliyorum.Ancak seni çok sevdim.
08 Haziran 2007 Cuma
Yeni Bir Şehir ve Eski Umutlar
İnsanın geleceğinden endişe etmesi, en normal bir şey, hele çevresinde moral bozucu insanlar varsa.
.....
On iki saatlik bir yolculuğun ardından sabahın tam kahvaltı saatinde evime gidiyorum.Yol yorgunluğu annemle sohbet etmeme dahi engel.Zaten son zamanlarda yolculuklardan iyice nefret etmeye başladım.Ömrümden ömür gidiyor, şehirler arası otobüs yolculuklarında.
Dışarıya çıkıyorum, bir kaç işi bitirmek ve okumak için bir şeyler almak için.
Sonra eve geliyorum.
....
...
Uyuyorum.Bir kaç saatlik rahatlık veren uykunun ardından, insanları ve benim boktan karamsar hayatımı düşünüyorum.Arkadaşlarımın süslü hatıra defterine yazdıkları yazıları bir de.Arkadaşların bana karşı söylemek istedikleri o kadar çok şey varmış ki, satırlar da uzun ve etkili olmuş.Yanıldığımı hissettim bazı satırları okuduğum zaman, bazı arkadaşlar hakkında.Kendine güveni olmayan ve hayata karamsar bakan ben aslında "dünyada kayda değer bir imza bırakmam" gereken biriymişim.Bunu yapacağım.En ufak sebeplerden beni engelleyemeyecek.
....
....
Üç yıldır acısıyla ve tatsıyla günlerimi geçirdim şehre, anlamsız duygularla veda ettim.O kadar kişiye vefa borcum ki, çoğunu ödeyemeden gittim.
Sonra bir yerlere "hoş geldin" için geldim, ve "elveda" için gittim.
Artık Sakarya ile beraberim, tabi bir aksilik çıkmazsa....
07 Haziran 2007 Perşembe
Yeter Ki İnanın
Şimdi ben kimsenin bilmediği ve bilmek istemediği durumlarda, aşkı ve hayatta yaşamayı düşünüyorum.Ve nasıl olduysa düşündükçe yok oluyorum, yavaş yavaş.
İnsan mutlu olamadığı sürgünlere sürüklenirken, hep şunu düşünüyor olmalı; "Dünya gerçekten eğlenceden başka bir şey değil."İşin garibi bu eğlenceden ibaret olan dünya, nedense çoğu kişiyi eğlendirmiyor.Bu iş şuna benziyor, beş dakika sonra öleceğini bileceğin halde sevişmek gibi bir şey olmalı.
Farklı ve gelecek vaat eden umutlarla geldiğim bu şehirden gidiyorum.Yanımda o mutlu eve götürecek o kadar mutsuzluk-umutsuzluk, kavga, gürültü ve pişmanlık var ki, inanıyorum o mutlu ev, valizimden çıkan pişmanlıklarla lanetlenecek...
İnsan mutlu olamadığı sürgünlere sürüklenirken, hep şunu düşünüyor olmalı; "Dünya gerçekten eğlenceden başka bir şey değil."İşin garibi bu eğlenceden ibaret olan dünya, nedense çoğu kişiyi eğlendirmiyor.Bu iş şuna benziyor, beş dakika sonra öleceğini bileceğin halde sevişmek gibi bir şey olmalı.
Farklı ve gelecek vaat eden umutlarla geldiğim bu şehirden gidiyorum.Yanımda o mutlu eve götürecek o kadar mutsuzluk-umutsuzluk, kavga, gürültü ve pişmanlık var ki, inanıyorum o mutlu ev, valizimden çıkan pişmanlıklarla lanetlenecek...
Dünyanın sonu yavaş yavaş gelirken, herkes yine "para"nın peşinde.Aslında bende paranın peşindeyim.Robot yetiştiren bir üniversiteden, büyük bir başarısızlık ve hayal kırıklığıyla gidiyorum, parasını yediğim babamın evine.Baba parası yemek, aç kalmaktan daha acı oluyor bazen.Yine benim felsefe yaptığımı düşünmeyin.Ya da ne düşünürseniz düşünün, bunun artık eskisi kadar önemli olmadığını bilmenizi isterim.
....
....
Hayat, ben ve sonu olmayan yollar.Bu iki unsurun hayatında hayatımın bitmesini isterdim.Hele karamsarlığın had safhasına ulaştığım şu sıralarda, sadece uzaklara gitmek isterdim.Oysa bir anne şefkati, her daim benim gözümdeki o yaşı akıtabilirdi.
....
Anne, baba, kardeşlerim, Remzi, Ramazan, Ahmet, Mehmet, Başbakanım, üniversite hocam, yoldaki selpak satan amca, sakat çocuğunu internet kafede bekleyen anne, yeşil gözlü masum kız, Bush bu dünya sandığınız gibi değil, inanın bana...
03 Haziran 2007 Pazar
Güzeldi Kızkalesi
Biraz boş ve biraz hoş çılgın bir Cumartesi günü Kızkalesinde sahilde sevişen gençlerin arasında suyun üzerinde yatarak yüzmeye çalıştım.Güzeldi, Ümit'in çılgınları tuzlu suda bizi kahkalara bozdu, iki tane kendini bilmez kızında uluorta arkadaşları disko'ya çekmek için kendilerini elletymeleri daha da moralimi bozdu.


Sanırım çok bozuk bir Cumartesi eğlencesi idi, ama güzeldi.
Daha otobüsteyken iken, muavinle öndeki yolcunun Kızkalesi Hikaye'sini tartışmasından belli idi, günün saçmalığı.Ama güzeldi.
Bu aralar boşlamanın acı tesiri vurdu bana.
Aşksız geçen her güne şükreder oldum gibi.Okumam kitaplar var yatağımın başucunda.Ama yine de rahatım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)