30 Eylül 2007 Pazar

Paylaşım ve Dayatma

Yazı dizime hazırlanırken, bir çok yazı daha kaleme alıyorum.Yani bu aralar fazlaca söyleyecek sözüm var.Ama ne yazık ki bu sözleri söylemekten biraz çekiniyorum.Yazacak olacaklarımı kaleme almadan çevremdekilerle paylaştığımda "sakın yazma" diyenler ve hatta "dava bile ederler" diyen var.Bu konuda biraz tedirginim ama yazacağımdan eminim.
'
'
Bu aralar aklımı kurcalayan bir soru var.O da "tecrübe" kavramı.Bir kişinin geçmişten itibaren kazandığı deneyimler, zannımca sadece o kişiye yaramaktadır.Çünkü kendi bakış açısıyla değerlendirmiştir o kişi, bütün deneyimlerini.
'
'
Kişinin geçmişten itaberen kazandığı deneyimler ( eğer bunlardan iyi-kötü ders çıkarmışsa) ona ileriki hayatında bir çok şey kazandırı.Peki ya başkasına.?
İşte bende tam bu noktada takılıp kalıyorum.Bir kişinin kazandığı tecrübeleri ısrarlar başkalarına dayatmaları pek mantıklı gelmiyor.Şunu söylemeliyim ki, bir insan deneyimlerini paylaşabilir.Lakin senin kazanımlarına hiçe sayarak, ısrarla kendi deneyimlerini sana dayatması açıkçası kabuş edilebilir bir durum değildir.En azından ben bu durumu kabuletmiyorum.Zaten kabul etmem de söz konusu olamaz.
'
'
Şunu anlamalıyız; ortada ince bir detay var.Paylaşım ve dayatma.Bu iki kelime birbirinden çok farklıdır.Paylaşıma her zaman açık biri olarak, şu yaşıma kadar hiç bir şekilde dayatmalara tahammül etmemişimdir.Çünkü birilerinin paylaşıma lüzum göremeyerek ve benim düşüncelerimi, kazanımlarını hiçe sayarak kendi ( yararlılığı tartışılır olan) deneyimlerini bana dikte etmesi, açıkçası benim varlığıma bir kasttır.Ve fikir sahibi insanların (yanlış anlaşılmasın o kadar da fikir sahibi bir insan değilim ama yine bir fikrim var) kabul edebileceği bir durum değildir.

0 yorum: