29 Kasım 2007 Perşembe

Fikir


Size bilmem ama ben ağlamayı çok severim.Konuşmayı ağlamaktan daha çok severim.Yazmayı bunlardan daha çok severim.

Yazıya başlarken kendimi tüm kimliklerden soyutlayarak yazıyordum.Yani tarafsız olmaya çalışıyordum.
Bu çok aptalca iyi niyeti en sonun kafamda silip attım.
Ben bir şeyler yazarım, çünkü bir yere tarafım.
İnancım var, ne kadar az olsa da.
Yazı amacım olmamalı, yazı benim aracım olmalı.Hayat propaganda mın en etkili silahı.



Onun için yazmayı sevdim.Beni “konuşarak” sinir eden insanlara karşı, ben de “yazarak” cevap verdim ve onları daha da sinirlendirdim.
Basit evet çok basit bir insanım.Ama sandığınız kadar basit değilim.




Doğrularım ve yanlışlarım vardır herkesin olduğu gibi.Bunlar olmak zorundadır, çünkü bunların benim ruhumun bir parçaları.
Ama nedense doğrularım ve yanlışlarım birileri tarafından kontrol ediliyor.
Tanrı tarafından mı?
Hayır, kendini Tanrı sananlar tarafından…



Ben benim bütün noksanlardan münezzeh olan Tanrı’ma en büyük inançla sarıldım.
Ama bu insanların zoruna gidiyor.



Her zaman çok rahat, soğukkanlı ve sakin olmak istedim.Ama olamadım.
Çok şey istedim.Yani bir insanın isteyebileceği ne kadar şey varsa istedim.
Verilemedi.
Anladım ki bu hayatta her şeye sahip olamazsın.
Ama bir şey sahip olman gerekiyor.
“Fikir.”
Fikirsizlik hiç bitmeyen bir boşluktan düşmek gibidir.
Acı verir.Nasıl olduğunu anlamazsın.
Acziyetin en acı verici yanıdır, “fikirsizlik.”
Bu yüzden sadece bir şey istiyorum.
Sadece kalıcı bir fikir.



Şunu bilmenizi isterim, bu hayatta hep istenildiği gibi yaşanılıyor.

Örneğin tam istediğiniz gibi biri karşınıza çıkmıyor.
İstediğiniz gibi gezemiyorsunuz, sınırlar vardır.

Hatta bırakın, yazı hayatının başında olarak şunu ifade edeyim, istediğiniz gibi yazamıyorsunuz.İstediğiniz kadar seviyeli olun, istediğiniz kadar edebi olun ama yazamazsınız.

Ya kınanırsınız, ya yargılanırsınız, ya dayak yersiniz, ya da öldürülürsünüz.
Bunu çok kafaya takmamak lazım gelir.

Zira insanlar ölürler ve bu dünya elde ettiğiniz nimetlerin en değerlisidir.
Her ne ise…
Ama ölmeyen bir şeyler var.
“Fikir”

Ne diyor V For Vendeta filmindeki “V”;
“Fikirlere kurşun işlemez…”

25 Kasım 2007 Pazar

Ruhun Kıvranışı

Beni öldüremeyeceksin o kadar kolay olmayacak.Düşünüyorum hem var olmak için Descartes gibi hem de elzem bir ihtiyaç benim için.Sen nerede olmak istersen ol ama lütfen ruhumu öldürmeye çalışma.
O kadar kolay olmayacak.Kavramayacaksın zaten sen bir çok şeyi.Bir de ruhumu öldürmekten bahsediyorsun.Ha siktir oradan neden bahsediyorsun sen.
Gülmeye devam et.Ama dünyama girme, canımı sıkma.Bak fahişeler yatağında seni bekliyor.Onlşarın yanına git.Farklı pozisyonlarda hayatın anlamını kavramaya çalış onunla.Ama bana dokunma...
...
Sen değil miydin?
Evet değildin...

16 Ekim 2007 Salı

Okumak…Yaşamak…Hissetmek

Belki de gerçekten ne olup bittiğinin farkında olmadığımız bir hayatın içerisindeyizdir.Ezberletilen bir hayatı söylüyoruz büyüklerimize.Ara sıra unutuyoruz bazı şeyleri.Hemen tepkilerle karşılıyoruz.Zira unutmak yasak büyüklerimizce.

Yazılarıma yön veren toplumsal baskılar yüzünden mana yükü dolu bakışlara sahip bir sevgiliden yoksunum.Hava soğuk üşüyorum.Elimde kalem, bilmem neyi yazıyorum…



Artık daha da maceraya dönüşen hayatımda, birikim için düştüğüm iş arayışlarının, daha yolun başındayken sonuçsuz kalması benim biraz karamsarlaştırıyor.Oysa karamsarlık hoş bir şey değil takdir edersiniz ki…

Zaman zaten acelesi varmış gibi geçiyor hala.Ve ben dün gördüğüm rüyamı anımsamak istiyorum aslında.Olmuyor.Ve her olmayan şey çokça canımı sıkmakta.Zaten ihtiyarlarla başım dertte bu sıralar.



Oysaki ben bu yazıya, okumayı, yaşamayı ve hissetmeyi yazmak için başlamıştım.Ama nerelere geldik.Satır satırı açıyor arkadaş.

Oysa okumak; aydınlanmak…
Yaşamak; öyle ya da böyle kabullenmek…
Hissetmek; her şeydir…



Genç kız çıkageldi.Yatak odasında az sonra yatacağı gence baktı. İşte o an hissetti boşluğu.Çünkü bakışlarda şehvetten başka bir şey yoktu.

15 Ekim 2007 Pazartesi

Ey İhtiyar Amca Beni Dinle

Farklı şeyler ümit eden bir insanın uğradı hayal kırıklığıdır benimkisi.Hangi amaç için bu dünya olduğumuzun bilinmezliğinin sonucudur aptalca savaşlar, katliamlar.Zaten bizler, benliğinin tatminsizliğine kapılmış gidiyoruz.Sonucunu hiç tahmin etmeden.

Buralar çamur içerisinde.Yetkililere seslenmiyorum.Çünkü duymayacaklar.Duysalar anlamayacak.O yüzden kimseyi rahatsız etmenin bir faydası yok zannımca.



İçine edilesi tabular, ön yargılar yüzünden yerinde sayıklıyorum.Adım atıyorum, son bakıyorum büyüklerime, “hayır” diyorlar.Yani büyüklerimiz tecrübelerinin sayesinde bizlerin yarınlarını tahmin edebiliyorlar.Vay canına.Ben ne zaman bu tahminlerde bulunacağım acep merek etmekteyim…

Şimdi kendine bir iyilik yap ve varsayımlar üzerinde durma bir müddet.Ve gerçeği gör.Bana hastir lan oradan diyebilirsin.Diyorsun da zaten.Kime ne için yapıldığını bilmeyen zavallı bir insana acıyacak halim yok.



Şimdi sen belki de yağmurlu havada sıcak bir odada gencecik bir kızla sevişmek istersin, değil mi ihtiyar amca?E sen böyle düşüncelere sahip biriyken bana nasıl olur da akıl verirsin.Sen resmen bana; “sevme, aşık olma ilk önce para kazan” diyorsun.Bere gözünü para bürümüş, hayatı yanlışlarla dolu ihtiyar amca, sana sadece gülüyorum…

Ve işime dönüyorum.Senin saçmalıklarını satırlarıma yazmaya değmez…

14 Ekim 2007 Pazar

Lütfen

Cahilim, cahilsin, cahil…
Cahiliz, cahilsiniz, cahil…
Bu cehaletten kurtulalım…


http://www.cemaat.com/5707/kutuphane-kurmak-istiyoruz